Bugun...
Reklam
Reklam
Ruhuna El Fatiha!


FİKRET ÖZDEMİR
fikretozdemir@gmail.com
 
 

Bizim bu muhitte yaşayan ‘Allame-i Bilgiçius’ takımı bir alemdir. Dünya yüzünde bunların bir benzeri de yoktur... Oturmuşlar sıcacık koltuklarına, ahkam üzerine ahkam kesmekteler... Hani biraz bilgi kırıntısı ve dünyevi fikirlerden nasipleri olsa , muhattap alıp onlarla oturup konuşacaksın... Fikir teatisinde bulunacaksın...

Belki ikna olurlar veya olmazlar; zaten olay ikna olup olmaları da değil... Bu her şeyi bilen pozları ile önüne gelen herkese tepeden bakmaları yok mu?

Bunlar her şeyi biliyor ya hu? Ne dersen cevapları hazır... Kimseleri dinleme nezaketinde bile bulunmazlar... Öyle ya; ülke bunların babasının çiftliği... Bunlar asıl (!)  bizler maraba!..

Hani karşına alacaksın bu tip müptezelleri ‘Ulan daha kendinle olan bir sürü egosal problemleri çözememişsin, en yakın arkadaşlarına kazık üzerine kazık atmışsın, devleti dolandırmışsın, seni iş sahibi yapanlara acımadan madik atmışsın, kendi eşini bile üç kuruş için yarı yolda bırakarak yılın en ‘Gaddar Godoşu’ ödülüne aday gösterilmişsin, ama sen gelmişsin burada millete ‘Dürüstlük’ üzerinden vaaz vermektesin...

Hani adama bir ağız dolusu ‘Hoşt’ derler de sen anlar mısın? Burada bu dürüstlük kelimesi inanır mısın en fazla senin ağzına yakışmıyor...

Tutturmuşlar bir ‘Tek Adam’ muhabbeti... Tabii bu da ayrı bir kara mizah örneğidir... Bir insanın düşüp düşebileceği en dipsiz bir kuyudur. Şimdi bu müptezeller, hayatları boyunca tek adam üzerinden mevzilenip ona buna acımaksızın ateş edecek, bütün hayatını ‘Tek Adam’ı savunmak üzerine bina edecek, yılda en az 34 defa gidip orada secdeye varacak. Sonra da burada gelip; ‘İmdat yetişin Erdoğan tek adam olmak istiyor’ diye ortalığı velveleye verecek. İşte bunların gerçek tıyneti budur...

Tek Adam anlayışının feriştahı sizde mevcut be embesiller... Daha ne tek adam muhabbeti yapıyorsunuz ki? Sizler belki bilmezsiniz ama isterseniz bir babanıza sorun ‘Aşkale Çalışma Kampları’nı, ‘Varlık Vergisi’ni, ‘Kuran Kursları’na devam edenlerin falakaya yatırılma hadiselerini... Erzurum’da fötr Şapkayı eleştirdi diye asılan Şalcı Bacıyı... Rize’nin üç gün üç gece Hamidiye zırhlısı tarafından bombalanmasını... Sırf Batılılaşacağız (!) diye Alaturka musikimizin radyolardan dinlenmesinin yasaklanma hadisesini... Tabii, bunları bizim gardırop solcularımız pek bilmez... Nasıl bilsinler ki? Kulaktan dolma ve araştırmadan olunan özenti  'Daevrimcilik' de ancak bu kadar olur...

Ha bir de; zamanın ırkçı ve faşist Adalet Bakanı Mahmut Esat Bozkurt'un 'Bu ülkede Türk olmayanların tek hakkı vardır o da köle olma hakkıdır' lafını da bir araya sokuşturalım anekdot niyetine...

Sorun da görün bakalım; ‘Tek Adamlık’ neymiş, ‘Diktatörlük’ neymiş?..

Bunların demokrasi anlayışı da sıfırdır... Bakmayın öyle cafcaflı, cilalı laflar ettiklerine... Bunlar kendileri gibi düşünmeyenlere hayat hakkı tanımayan gürühtur... Demokrasiden anladıkları tek şey; ‘bir darbeci paşaya (Düşük rütbeli subay da olabilir, yeter ki darbeci olsun) domalarak, onun peşkirciliğini yapmaktır... Bunlar darbe aşığı postal fetişistidir... Ama savurduklarında, demokrasi (!) kahramanı pozlarını da kimselere bırakmazlar ha!

Bu karanlık zihniyetin savunucuları hayatları boyunca, insanlığın yararına tek bir faydalı proje ortaya koyamamışlardır... Nasıl koysunlar ki; yok ki öyle bir dertleri... Proje ortaya koyanı da ya zehirlediler, ya astılar, ya da bir trafik kazası süsü vererek ortadan kaldırdılar...

Bunların projeden anladıkları tek şey sabah akşam ’10.uncu Yıl Marşı’ söyleyerek masturbasyon ideologluğu yapmaktır... İşten de hizmetten de anlamazlar... En iyi bildikleri şey  hizmeti getirene de ağız dolusu küfretmektir...

Basit memur kafasından öte giden bir tahayyülün, bir vizyonun sahibi değillerdir... Hatırlarsanız bu malum kafa 1970’li yıllarda Süleyman Demirel’e ‘Birinci Boğaz Köprüsü’ nedeniyle az kan kusturmamışlardı. Ota bota hayır demeyi bir marifet belleyen bu zihniyet, hayır dedikleri, karşı çıktıkları bütün hizmetlerden de en fazla nemalanan tufeyli takımı olmuştur.... 

Bunların hizmetten anladıkları tek şey, körüklü çizme giyip, kalpağı başına geçirip, ona buna küflenmiş bir ideolojonin azılı bezirganlığını yapmaktır.

Bir de iki de bir bilgiç bilgiç, ‘Efendim Erdoğan fabrika (!) yapmadığı gibi ne kadar kuruluş varsa sattı’ diye babalanmazlar mı? Bu mubareklerin sanki her biri Harward'da ekonomi profesörü çıkmış iyi mi?.. Aslında hepsi de zır cahil olan bu tiplere; ‘Kapitalizmde devletçilik yoktur şekerim. Zarar eden kuruluşları tabii ki özelleştireceksin... Bak Almanya’da, İngiltere'de, Fransa'da, devlete ait tek bir şirket kaldı mı?’ sorusunu yöneltsen de nafile... Adam olaya 1930’larda betonlanmış ve bu reel hayatta karşılığı olmayan bir iki kıytırık sloganlarla cevap yetiştirmeye çalışıyor...

Tabii, millet de bunlara artık ağzıyla bile gülmüyor... Aslında bu ideolojik tosuncuklar; yıllarca yandaşlarına arpalık olarak gördükleri devlet kapısının kapanmasını ve avantalarının kesilmesini hazmedemiyorlar. Onu direkt diyemedikleri için işte ‘estek köstek sarı saçlı mavi gözlüm’ edebiyatına sarılıyorlar... Tekel olayını bir anımsayın; onlarca yıl bunların yandaşları işe gitmeden milyarlarca lira maaş almak suretiyle devleti zarara uğratmışlardı...

Hırsızlığın daniskasını yapan bunlardı ama; sorsan hepsi sütten çıkmış ak kaşık...

Hadi len ordan; hadi...

Yemezler yavrum yemezler... Sizler rakı masalarında debelenmeye devam edin... Ayıldığınızda Türkiye’nin sırtına kene olan bu sistemin çoktan mevlidi okunmuş olacak!

Bir de ruhuna El Fatiha tabii ki!..

 





YORUMLAR

Henüz Yorum Eklenmemiştir.Bu Haber'e ilk yorum yapan siz olun.

YORUM YAZ



YAZARIN DİĞER YAZILARI

SON YORUMLANANLAR HABERLER
ÇOK OKUNAN HABERLER
GÜNDEM'DEN BAŞLIKLAR
YUKARI