ELİF NİSA

ELİF NİSA

[email protected]

Kiminle Savaşınız?

22 Haziran 2020 - 18:36

Hafta içi HDP İstanbul Milletvekili Hüda Kaya, Meclis'te çok tepki çeken bir açıklama yaptı. ‘HDP kapatılsın’ kampanyalarından söz ederek, "Ben demokratik mücadeleyi, parlamenter sistemi, insanlarımızın iradesini, bu mücadeleyi tercih ederek, bizler, her birimiz buraya geldik. İsteseydik dağa gitmeye engel mi var bize? Gidip savaşamaz mıydık? Dağı tercih edemez miydik?" ifadelerini kullandı.

Bu, zihnen dağda olduklarının itiraflarından biriydi. Dağa gidip kiminle savaşacaklarını sormanın anlamı yoktu, cevap zaten ortada değil miydi?

Diğer taraftan HDP’nin ABD temsilcisi Giran Özcan, ABD’de The National Interest’te birkaç yıl önce yazdığı bir makalede, ABD’nin PKK’ya bir güvenlik problemi olarak bakmamasını, örgütle politik ilişki kurması gerektiğini hatta PKK’nın ABD tarafından tanınmasını önerecek kadar ileri gitmişti.

G. Özcan, birkaç gün önce “PKK'ya terör örgütü diyebiliyor musunuz?" sorusuna verdiği cevapla kendisinin ve partisinin teröre desteğini bir kez daha gözler önüne serdi. PKK'nın terör örgütü olmadığını, politik bir hareket olduğunu iddia etti.

Bu ülkede Kürt sorunu değil terör sorunu vardır; PKK sorunu vardır. HDP sorunu vardır. 7 Haziran’da 100’e yakın milletvekili ile Meclis’e gönderildiler. Ancak sırtlarını Türkiye Cumhuriyeti’ne değil, PKK’ya, YPG’ye dayadılar.

“Var” diyelim; olan ‘Kürt sorunu’nu sivil Kürt kardeşlerimizi katlederek mi çözecekler bunlar? Senelerdir Kürt-Türk, genç-yaşlı, bebek, doktor, öğretmen, işçi ayırt etmeden katletti kalleş PKK. Daha bu hafta Silopi'de evine ekmek götürme çabasındaki 4 işçi kardeşimizi şehit etti. Yine hem Türk, hem Kürt çocuklarını yetim bıraktı.

Silahların bırakılması, anaların ağlamaması için yapılan çözüm süreci ile o dönem önemli bir risk alınmıştı. Öncelikli olarak barış denenmeliydi; gerekliydi, yapıldı. O verilen son fırsattı. Fırsatı değerlendirmediler, sabote ettiler. Hain saldırıları sürdürdüler. “Öcalan cezaevinde olduğu sürece PKK silah bırakmayacak” dediler… Artık devletimiz/askerimiz gerekeni yapıyor. 

Son bir haftadır halkımızın ve sınırlarımızın güvenliğini tehdit eden PKK ve diğer terörist unsurları etkisiz hale getirmek için Hava Kuvvetleri, ateş destek vasıtaları, ATAK Helikopterleri, İHA ve SİHA’lar ile uluslararası hukuktan doğan meşru müdafaa haklarımız çerçevesinde operasyonlar sürüyor. Önce Kuzey Irak’taki terör yuvalarının F-16 ve SİHA’larla yerle bir edildiği Pençe-Kartal, 48 saat sonra ise komando birliklerinin de katılımıyla Pençe-Kaplan harekâtı… 40 yıldır enerjimizi emen, ülkemizi istikrarsızlaştırmakla görevli terör örgütü PKK'yı bitirme operasyonları ile terörün kökü kazınıyor.

Kürt sorununun bundan 15 yıl önce demokrasi ve eşit yurttaşlık sorunu olarak izah edilmesi makuldü. Ancak Kürtler, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın başbakanlık döneminden başlayarak attığı adımlarla, bu ülkenin birinci sınıf vatandaşı oldular. PKK ve sevicilerinin tahammül edemediği de budur.

Tam da bugün, “Kürt sorunu” söylemi hezeyandır. Sorun, Kürt sorunu değil terör sorunudur. Ve bu sorun “PKK terör örgütüdür” diyemeyen ama “HDP bir Öcalan projesidir”, “"PKK değil Türk Devleti silah bırakacak", "Daha Başkan Apo’nun heykelini dikeceğiz”, “Kürdistan’da kazanacağız”, “PKK sizi tükürüğüyle boğar”, “Biz sırtımızı YPG/PYD’ye dayadık”, “PKK terör örgütü değildir”, “Oy verirken aklınıza Öcalan gelsin”, ““Kürt sorunu devam ettikçe gerillaya katılım da olacak, çatışma da olacak, savaş da olacak”, “HDP fikriyatının büyük emektarı sayın Abdullah Öcalan", "Barışın yolu açılacaksa Öcalan mutlaka bu yolun ışığı olarak en önemli rolü üstlenecektir" diyen kimi HDP’li siyasetçiler ile, onların çizgisini beğenenleri ile, PKK yancıları ve yardakçıları ile, ve sevicileri ile çözülmez. Ki zaten onların Kürt sorunu gibi bir problemi ve derdi de yok.

Gazeteci Nedim Şener'in bir yazısında söz ettiği gibi, "6 milyon seçmen, yaşadıkları sorunlarla ilgili çözüm olarak onlara oy veriyor. Onlar ise demokratik sistem içinde kendilerine oy verenlerin değil, teröristlerin sözcülüğünü yapıyor."

PKK, ‘Kürt milliyetçisi gerilla örgütü’ gibi gösterilmeye çalışılsa da, amacı demokrat ve özgür bir bölge oluşturmak değil, ülkeyi parçalayacak bir tuzağa sürüklemek olan komünist bir terör örgütüdür.

Komünizm, 20. yüzyıla damgasını vurmuş, insanlığa zulüm, kan, gözyaşı ve acılar yaşatmış bir ideolojidir. Geçtiğimiz yüzyılda 120 milyon insan komünizm nedeniyle öldürülmüştür. Bu soğuk, katı ideolojinin insanlığa verdiği zararın boyutlarını ürkütücüdür. PKK’nın ülkemizin doğusunda öngördüğü korku yapılanması da yıllarca bu olmuştur.

Kürt kardeşlerimiz üzerinde sürekli sinsi oyunlar oynanıyor. Geçtiğimiz hafta bu ülkenin bazı muhalefet milletvekillerinin de içinde bulunduğu sosyal medya hesaplarınca dolaşıma sokulan, ‘Kürtçe şarkı dinlediği için öldürülen genç’ yalanı da, yıllardır söylenen “Kürdün Kürtten başka dostu yoktur” sözü de fitne amaçlı. Bu ülkede hepimiz birbirimize Allah’ın emanetiyiz. Kürtler de, Lâzlar da, Çerkesler de; tek bir milletiz. Fitneyi görmeli, provokasyonlara aldanmamalıyız. 

Kürt vatandaşlarımızla diğer vatandaşlarımızı düşman etmeye yönelik oynanan oyuna gelmeyelim. Kin, nefret ve öfkeyi hâkim kılmayı amaçlayanların sinsi oyununu gerçekleri anlatarak, dostluk, kardeşlik, birlik, sevgi, saygı ve güzel ahlâkı yaygınlaştırarak bozalım.  

 

YORUMLAR

  • 0 Yorum