BİLEN YAZDI; CEMAATİN ERDOĞAN'I BİTİRME PLANI !
Nusret Bilen; Dershane münakaşasıyla alevlenen kadim AK Parti-cemaat çatışması, Hakan Şükür’ün istifası ve istifa gerekçesi olarak “abilerinin” eline tutuşturdukları okyanus ötesi manifestosuyla ayyuka çıktı.
Dershane münakaşasıyla alevlenen kadim AK Parti-cemaat çatışması, Hakan Şükür’ün istifası ve istifa gerekçesi olarak “abilerinin” eline tutuşturdukları okyanus ötesi manifestosuyla ayyuka çıktı. İstifayı müteakiben bakanların çocuklarının ve çok sayıda üst düzey bürokratın gözaltına alınması adeta cemaatin bütün kozlarını kullandığını zihinlerde betimliyor. Bu çatışmanın buraya kadar gelmesinde etkili olan olayları biraz hatırlayalım.
Hakan Fidan’ın MİT müsteşarı olarak atanmasından en çok İsrail ve Gülen ekibi rahatsız oldu. Ardından saldırılar başladı, ama Başbakan, Hakan Fidan’ı kimseye yedirtmedi. Dershane kavgasının başladığı günlerde Başbakanın Diyarbakır programını dünya televizyonları bile canlı verirken cemaat medyası kurdun kuşun belgeselini yayınlıyordu.
Çok duyulmayan bir şeyi de buradan biz duyurmuş olalım:
AK Parti MKYK üyesi Prof.Dr.Yasin Aktay’ın geçtiğimiz günlerde gündeme oturan “Türk diye bir ırk yoktur.” Şeklinde sunulan olayın altında da cemaat var. Haberi manipüle edilmeye müsait bir hale getiren öğrenci, dalavereyle konuşma deşifrelerini Bartın Üniversitesi idaresinden alıp makaslanmış şekilde Doğan grubuna götürüyor. Ancak Doğan grubu haberi yayınlamayacağını söyleyince bayan öğrenci kaseti samanyolu grubuna veriyor ve samanyolu da canlı bombayı patlatıyor! Sonrasını medyadan hatırlayacaksınız, Aktay üzerinden Ak Partiye linç girişimleri aldı başını gitti.
Ve son bomba da bakan çocuklarının da aralarında bulunduğu gözaltılar…
Bütün bunları yan yana koyunca cemaatin olaylardan ari olduğunu söylemek safdillik olur artık.
Ortada bir suç varsa failinin kimliğine bakılmaksızın cezanın verilmesi gerekir elbette.
Ancak özel hayatları arşivleyip, uygun zaman bekleyenler, ‘kardeşlerinin etini yiyen” şeref ve izzet yoksunu kişilerdir.
Cumhuriyet tarihinden bu yana islami yapılanmalar hiçbir zaman Ak Parti iktidarlarındaki kadar rahat olmadılar. Bu rahatlıktan en büyük rantı da Gülen ekibi sağladı.Ama gelin görün ki adeta rahat batmaya başladı. Ve bir gayri müslüme gösterilenin binde biri kadar bile hoşgörü gösterilmedi dinde kardeş olanlara.
Başbakan bizzat: ”Bugüne kadar bu arkadaşlar ne ile geldiler de yok dedik, vermedik ki!” diyor.
Bu diyalog bize Hoca Efendinin 28 Şubat’taki teslimiyetçi tavrını hatırlatıyor. Acaba Başbakan,28 Şubatçılar kadar da olsa cemaate munis görünmüyor mu? Hadi Başbakan’a şefaat kontenjanını kullanmasın ama gölge de etmesin…
Yerel seçim maratonu başlamışken Ak Partiye karşı bu kadar saldırının olması, Ak Partisiz bir Türkiye ya da en azından Recep Tayyip Erdoğan’sız bir Ak Parti olsa gerektir.
Başbakan, dik duruşunu ve serinkanlılığını bozmadan sabırla bekliyor.
Bakan çocukları ve bürokratların gözaltına alındığı operasyonun yapılacağından İstanbul Valiliğinin, İçişleri Bakanlığının ve MİT’in haberi yok.
Bu bile tek başına olayı tahlil etmede yeterli bir done değil midir?
Gülen ekibi nasıl bir maslahatla böyle bir operasyona girişti bilmiyorum (aslında çok iyi biliyorum…) ama bu kirli savaşın kazananı Türkiye olmayacak.
Şu dar-ı dünyadan göçüp gitmeden evvel “Hoca efendi” nin mankurtlaştırdığı kitleyi Kur’an ile buluşturup özgürleştirmesini temenni ediyorum.
Yoksa içimizdeki şu zalim şüpheyi kaldırmadan gidecek kendileri!







YORUMLAR