CHP'li Aygün'e AK Parti'ten en sert tepki!
CHP Tunceli Milletvekili Hüseyin Aygün’ün, Suriye'deki kimyasal saldırıyla ilgili olarak twitter hesabından; “Saldırıyı Esad yapmadı. Bu saldırı El Nusra'nın işi” açıklamalarına AK Parti Sosyal İşler Başkan Yardımcısı ve Manisa Milletvekili Doç. Dr. Selçuk Özdağ’dan sert cevap geldi.
CHP’de bir vaka haline gelen Tunceli Milletvekili Hüseyin Aygün’ün Milletvekili dokunulmazlık zırhını Türkiye’yi yıpratma amacıyla kullandığını belirten Özdağ; “Hüseyin Aygün partisi tarafından disipline verilip ihraç edilmelidir. Aksi takdirde Aygün’ün iddiaları CHP tarafından kabul ediliyor demektir. Bu da Türkiye’ye iftiradır, ihanettir. Atatürk’ün kurduğu Türkiye Cumhuriyeti devletine ihanettir” dedi.
ESAD’IN YAPTIKLARININ İZAHI YOKTUR
“Bir şahsın Milletvekili olması ağzına geleni söylemesi manasına gelmez” diyen Manisa Milletvekili Selçuk Özdağ; “CHP Tunceli Milletvekili Hüseyin Aygün’ün bu kaçıncı kırdığı ceviz. Suriye tarihin en acımasız katliamlarına sahne olmuşken 1500’e yakın insan kimyasal gaz ve silahla öldürülmüşken şimdi kalkıp BM’nin denetçileri oradayken, Rusya konuyu takip ederken Amerika, İngiltere, Fransa hatta Çin bu konuyu takip ederken böyle kalkıpta twitter’da katliamı Esad’ın yapmadığını “Bir kaç ay evvel AKP emrindeki polisin Adana'da El Nusra'ya yaptığı operasyonda kilolarca Sarin gazı ele geçirilmişti. Sarin Gazı uluslararası hukukta 'kimyasal silah' olarak kabul ediliyor” demesini ve “Türkiye bu silahları El Kaide, El Nusra, Selefiler, ÖSO’ya gönderdi. Bunlarda bu işi yaptılar” demiş olmak tek kelimeyle büyük bir iftira, saygısızlık, milletvekili sorumluluğunu taşıyamamak demektir. Suriye yönetiminin kimyasal silah kullanması uluslar arası müdahaleyi meşru hale getirdi. Herkes zalimin ayağına dolanır. Beşer Esad’ın aynı babası gibi bu hatayı nasıl yaptığının izahı yoktur. Esad, Batı Mısır’da yapılanları seyredince beni de seyrederler diye düşünmüş olmalı” şeklinde konuştu.
Masum sivil halkın beyaz kefenlere sarılı cesetleri medyaya yansıyınca Esad yanlısı beşinci kolların harekete geçtiğini kaydeden Özdağ; “Acaba Hüseyin Aygün beşinci kolmudur? Suriye yönetimini aklamak için akıl almaz iddialar ortaya atıldı. En yakıcı olanı da CHP Tunceli Milletvekili Hüseyin Aygün’ün söyledikleriydi. Aygün kimyasal silahların Türkiye üzerinden gittiğini ve El Nusra tarafından kullanıldığını söyledi. Açıkça Türkiye’yi gammazladı. Türkiye’yi bütün Dünya’ya şikayet etmiş oldu. Oysa ki böyle bir şey yokken itibarımızı sarsmak istedi. Dünya’nın hiçbir meclisinde ülkesine ihanet eden kişi meclis çatısı altında barındırılmaz ama bundan sonrada barındırılacak manasına gelmemeli. Hüseyin Türkiye’de Rus gibi Yunan gibi Ermeni diasporasının elemanları gibi hareket etmek serbest ama ülkenin itibarına, imajına saldırmak, bozgunculuk yapmak, yalan söylemek, yalan yanlış iddialarda bulunmak hele hele demokrasinin bir gereği gibi bunları göstermeye çalışmak asla kabul edilemez. Bir Milletvekilinin sorumlu hareket etmesi her adımında ülkesinin, milletinin, insanlarının menfaatini düşünmesi birliğin, kardeşliğin, dostluğun, barışın mayalayıcısı olması gerekiyor. Hüseyin Aygün her fırsatta Rus gibi, Yunan gibi, Ermeni diasporası gibi davranıyor. Kılıçdaroğlu’nun Yeni CHP’sinden Tunceli Milletvekili olarak seçilen ve Paris’te infaz edilen üç teröristin taziyesine BDP’lilerden bile önce koşarak katılan Hüseyin Aygün vakası bitmek bilmiyor. Dido Sotiriyu’nun Türkçe’ye ‘Benden selam söyle Anadolu’ya’ olarak çevrilen kitabını okuduğunu takipçileriyle paylaşan CHP Tunceli Milletvekili Aygün, Kurtuluş Savaşı’nın Anadolu’daki Rumlara dönük etnik bir temizlik amacı taşıdığını düşündüğünü söylüyordu. Efelere, zeybeklere Türk Silahlı Kuvvetleri´ne Gazi Mustafa Kemal´e iftiralarda bulunan bu kitap hakkında 2005 yılında Selçuk Belediyesi´nce "Benden Selam Söyle Anadolu´ya" adlı kitaba "Dostluk Ödülü" verilmesi ve "Kültür Armağanı" olarak dağıtılmasının suç teşkil ettiği iddiasıyla İlçe Cumhuriyet Başsavcılığı´na suç duyurusunda bulunmuştum. Daha önce Dersim katliamını partisinin ve ülkenin kurucusu Atatürk’e mal eden ‘kendisini dağa kaldıran’ PKK’lıları neredeyse sevgi kelebeğine benzeten Aygün’ün Ovacık Savcısı Murat Uzun’un vurulmasıyla ilgili olarak twitter’da sarf ettiği “Ovacık Savcısı ve nihayet başından vuruldu” sözlerine sert tepki gösteren Gaziantep Milletvekilimiz Şamil Tayyar tepki göstererek şahsi twitter hesabından Aygün’ü zıvanadan çıkmakla itham etmişti. Evet Aygün Sayın Tayyar’ın da belirttiği gibi zıvanadan çıkmıştır. İçinde bulunduğu millete kin ve nefret kusuyor. Esad’ın bile söyleyemediğini bu millete yakıştırıyor. Açıkça yalan söylüyor. İftira atıyor. Milletvekili dokunulmazlık zırhını Türkiye’yi yıpratma amacıyla kullanıyor. Bu sözlerinden dolayı Hüseyin Aygün’le ilgili olarak acaba soruları bende çoğalıyor. Esad yönetiminin kimyasal silah kullandığı hemen hemen kesinleşmiş durumda. Tek akıllı Hüseyin Aygün mü? O kadar ülke bilmiyor ve hatta bu ülkeler Esad’ın yanlışlıkla yaptığını zannediyorlar güya. Aygün bu devletlerin üzerinde olarak bu kimyasal silahı Türkiye’nin Suriye’ye gönderip muhalefete verdiğini ve muhalefetinde bu silahı kullandığını söyleyecek kadar da alçalıyor. Kimyasal silah kullanıldığına dair ilk delil kimyasal silah sorumlusuyla bir bakanın dinlemelere takılan telefon görüşmeleri. İkinci delil BM heyetlerinin bölgede yaptığı inceleme sonucunda ortaya çıkan tablo. BM gözlemcileri raporlarını daha açıklamadılar. Basına, medyaya yansıyan ilk izlenimler Esad yönetiminin suçüstü yakalandığını gösteriyor. ABD müdahalesi de BM’nin raporundan dolayı gecikti. Yakında çok büyük müdahale olacak. Muhtemelen rapor açıklandıktan sonra Amerika Birleşik Devletleri müttefikleriyle beraber Suriye’ye bir hava operasyonu yaparak bu insanlık suçunun cezasız kalmadığını göstermiş olacak. İnsanlık utancından Dünya’nın kurtulması lazım” dedi.
“CHP AYGÜN’E DUR DEMELİ”
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu başta olmak üzere CHP’lilerin artık Tunceli Milletvekili Hüseyin Aygün’e dur demesi gerektiğini kaydeden AK Parti Sosyal İşler Başkan Yardımcısı ve Manisa Milletvekili Doç. Dr. Selçuk Özdağ; “Eğer bunlar demokratsa, Türkiye’yi seviyorsa, Atatürk’ün kurduğu partiyse, Atatürk’ün kurtuluş savaşını verdiği ve yeniden inşa ettiği Türkiye Cumhuriyeti Devletini seviyorlarsa bu şahsı disiplin kuruluna vermelidirler veya bu şahsın iddialarını ispat etmelidirler. Ben Hüseyin Aygün’ü iddiasını ispat etmeye davet ediyorum. Eğer CHP bu şahsı ihraç etmezse, disipline vermezse CHP’nin bu iddialara sahip çıktığı anlamına gelir ki o zaman CHP bu iddialara sahip mi çıkıyor diye sorarım. Daha sonrada bu işin hesabı TBMM’ye düşüyor. TBMM her türlü ihaneti destekleyen, mesnetsiz, belirsiz beyanlarla ülkesini, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ni Dünya Kamuoyunda zor durumda bırakan Milletvekillerinin mekanı olmamalıdır. TBMM çatısı ülkesine, toprağına, milletine ve devletine bağlı insanların çatısı olmalıdır. Bu çatı üniter yapıya inananların çatısı olmalıdır. Bu çatı ileri demokrasiyi içselleştirenlerin çatısı olmalıdır. Aynı durum BDP Milletvekilleri içinde geçerlidir. 15 Ağustos’ta PKK’nın kuruluşuna tam kadro katılan parti meşruiyetini kaybeder. Bu bölücülüktür, ihanettir. Toplumu zehirleyen, etnik nefreti tetikleyen söz ve eylemler görmezden gelinmemelidir. Türkiye Cumhuriyeti Devletinden bunlar hakkında gerekli işlemler yapılmalıdır. Yeni Anayasa çalışmalarının gündemde olduğu bu süreçte Milletvekili seçilme yeterliliği ile dokunulmazlığın sınırlarının bir kez daha gözden geçirilmesi gerektiğini düşünüyorum. Dokunulmazlık ve seçilme yeterliliği ile ilgili maddelerin uzlaştığı maddeler gözden geçirilmelidir. Meclisin kapılarını bu tür etnik ayrımcılık yapanlara, bu tür gammazlık yapanlara, Türkiye Cumhuriyeti Devletini küçük düşürenlere açmak doğru bir yol değildir diye düşünüyorum. Mezhepçilik, etnik ayrımcılık, ihanet affedilmemelidir. Onun için Meclisteki bu ihanetlere dikkat edilmesi gerektiğini düşünüyorum” dedi.







YORUMLAR