Kayısı herkesin yaşam kalitesini ilgilendiriyor
TBMM İdare Amiri Malatya Milletvekili Ömer Faruk Öz, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde Malatya'daki kayısı üreticilerinin don felaketinden kaynaklanan...
TBMM İdare Amiri Malatya Milletvekili Ömer Faruk Öz, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde Malatya'daki kayısı üreticilerinin don felaketinden kaynaklanan zararlarının araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önerge görüşmelerinde söz aldı.
Öz, konuşmasında; 28, 29, 30 Mart tarihlerinde, Türkiye'nin birçok yerinde don felaketi meydana geldiğini ve Malatya'da da kayısı ağaçlarında yaklaşık meyvede yüzde 90, yüzde 95'lere varan oranda zarar meydana geldiğini belirtti. Bu zararla ilgili ilgili Gıda Tarım ve Hayvancılık İl ve İlçe Müdürlükleri tarafından hasar tespit çalışmaları ivedilikle yapıldığını belirten Öz, sigorta yaptıran üreticilerimizin bahçelerinde TARSİM eksperleri tarafından hasar tespit çalışmaları yapıldığını söyledi.
Malatya’da yaşanan don felaketinden kaynaklanan zararlara ilişkin Malatya Milletvekili Öz konuşmasında şu hususlara değindi:
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Malatya'daki kayısı üreticilerinin don felaketinden kaynaklanan zararlarının araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önerge üzerine söz almış bulunuyorum.
Kayısı Malatya’da sadece çiftçinin değil, esnafın, memurun, herkesin yaşam kalitesini ilgilendiriyor.
Dünya kuru kayısı üretiminin yaklaşık yüzde 85'ini Malatya karşılamaktadır. 8 milyon civarında kayısı ağacımız bulunmaktadır ve bu kayısıların çok az kısmı iç piyasada yaş olarak tüketilmekte, gerisi dünyada kuru kayısı tüketiminde kullanılmak üzere ihraç edilmektedir. Kayısı, Malatya için vazgeçilmezdir. Sadece 50 binin üzerindeki çiftçinin geçim kaynağıyla sınırlı değil, bölgemizdeki bütün esnafın, memurun, herkesin yaşam kalitesiyle birebir ilintilidir. Kayısıda, tarımda, AK PARTİ iktidarı olarak geldiğimiz günden bugüne kadar yapılması gereken birçok şeyi yaptık, yapıyoruz. Şunu herkes iyi bilmeli ki tarımda, tarım ürünlerinde, meyvecilikte de, sebzecilikte de her zaman için bir afet, risk söz konusudur. O yüzden de tarım ürünlerinde uğraşan çiftçilerimizin farklı alternatif tarımsal ürünlerini de mutlaka yapması gerektiğini söylüyoruz. Destekleme noktasında Hükûmetimizin, Tarım Bakanlığımızın çok yararlı projeleri var.
Kayısıda hasar yüzde 90, 95’lere varan oranlarda
Geçtiğimiz 28, 29, 30 Mart tarihlerinde, Türkiye'nin birçok yerinde don felaketi meydana gelmiştir. Bu don felaketinden de Malatya'da da kayısı ağaçlarında yaklaşık meyvede yüzde 90, yüzde 95'lere varan oranda bir zarar meydana gelmiştir. Bu zararla ilgili afet kapsamında tarım ilçe müdürlüklerimiz, Tarım İl Müdürlüğümüz gerekli araştırmaları, tespitleri yapmıştır. Bunun yanında da tarım sigortası yaptıran TARSİM'le ilgili de çiftçilerimizin hasar tespitleri de yine tarım eksperleri tarafından yapılmıştır.
Çiftçilerimiz ürünlerini yeterince sigorta yaptırmıyor.
Tarım sigortası uygulaması ilk defa 2006 yılında AK PARTİ Hükûmeti döneminde geldi ve tarım sigortalarında yaklaşık yüzde 50'sini bazı sigorta tiplerinde yüzde 67'sine kadar olan rakamı devlet karşılıyor. Yani poliçe bedeli 100 lira ise bunun 67 lirasını devlet karşılıyor, bazısında yüzde 50'sini devlet karşılıyor. Şimdi, özellikle bu sigorta Malatya'daki don felaketinden sonra uygulamaya konuldu.
Şimdi, çiftçilerimizin sigorta yaptırma noktasında çok istekli olmadıklarını ne yazık ki görüyoruz. Çiftçilerimizin 10 tarlası varsa riskli olan 2-3 tarlasını yaptırıyor. Tarım sigortası yaptırma noktasında alışkanlığımız ne yazık ki çok fazla değil. Şunu mutlaka yapmamız gerekiyor: Her ne kadar poliçe sayısı artar ise otomatikman sigorta poliçe bedelleri de aşağıya düşecektir. Yani bugün, bu sene yapılan sigorta poliçelerinden çiftçimizin ödemiş olduğu para yaklaşık 20 milyon lira civarında, buna karşılık TARSİM'in ödeyeceği rakam yaklaşık 78 milyon lira civarında. Şimdi, bu rakam belki çiftçinin ödediği 20 milyonu daha aşağıya çekmekle mümkün, bu da çiftçilerimizin poliçe yaptırma alışkanlıklarının artmasıyla olacaktır ve yine, aynı şekilde, sigorta yaptıran çiftçilerimizin poliçe bedellerinden kesintiler olmakta, bu kesintilerin de aşağıya çekilmesi mutlaka gerekmekte. Doğrudur, poliçe sayısı arttığında otomatikman müşterek kesintiler ve muafiyetler de azalacaktır ama şu aşamada poliçe sayısının az olmasından kaynaklanan poliçe bedelleri yüksek olmaktadır.
2010’da Zarar Gören Çiftçiye 94 Milyon TL ödendi.
Saygıdeğer milletvekilleri, 2010 yılında yine bir don felaketi oldu. Don felaketinde yine AK PARTİ Hükûmeti vardı, yine Başbakanımız Recep Tayyip Erdoğan vardı. Başbakanımızın talimatıyla o zaman çiftçilerimize 94 milyon lira para ödenmiştir.
Değerli milletvekilleri, tabii, burada, 2010 yılında sadece Malatya'ya özgü bir hasar vardı ve bu Hükûmetimiz tarafından karşılandı ama şimdi baktığımızda ülkemizin birçok ilinde aynı hasarı görüyoruz; üzümde de çayda da fındıkta da elmada da birçok tarım ürününde aynı hasarı görüyoruz. Yine aynı şekilde, kuraklıktan kaynaklanan, özellikle tahıllarda da bazı aksamaların olduğunu görüyoruz. Dolayısıyla bu yılki felaket yüksek. Bunun için çiftçilerimizin mağduriyetini gönül arzu ederdi ki aynen 2010 yılında olduğu gibi, çiftçilerimize belli bir miktarda, dekar başına ve ağaç başına bir bedel ödenmesini canıgönülden arzu ederdik, yine de talebimiz odur. Çünkü niye? Bir sonraki yıl çiftçimizin kayısı bahçesinden kayısı alabilmesi için çiftçilerimizin bu kayısıları sulaması lazım. Sulamada kullanmış olduğu elektriğin parasının ödenmesi gerekiyor. Bunun mutlaka dikkate alınması gerekiyor.
Sigorta Poliçesi Yaptıran Kayısı Üreticilerimizin Poliçe Bedellerinin Tamamı Hazine Tarafından Karşılansın
Diğer bir konu: Çiftçilerimizde mutlaka sigorta alışkanlığının yaygınlaşması için en azından bir sonraki yıl, 2014-2015 yılına tekabül eden yıl içerisinde çiftçilerimizin poliçe yaptırabilmesi için de belli bir kaynak gerekiyor. Ben, bunu, Sayın Tarım Bakanımıza arz ettim. Ve konu şu: En azından tarım sigortalarında şu anda devlet desteği yüzde 50 ve yüzde 67 olmakla beraber, bu yıla mahsus olmak üzere, sigorta poliçesi yaptıran kayısı üreticilerimizin poliçe bedellerinin tamamının hazine tarafından karşılanmasının mümkün olup olmadığı noktasında mutlaka bir çalışma yapılması gerektiğine inanıyorum. Çünkü çiftçilerimiz, Malatya kayısı çiftçisi, kayısı üreticisi poliçe yaptırabilmek için de hakikaten bu sene ciddi manada sıkıntı yaşamaktadır. Bu konuda da mutlaka bir çalışma yapılması gerektiğine inanıyorum.
Ve bizim ortalama 35-40 bin civarında çiftçi kayıt sistemine kayıtlı çiftçimiz var ama yaklaşık 15 bin civarında poliçe yaptırmış. Bu da şöyledir: Çiftçilerimiz genelde hasar olmadığı yıl "Ne de olsa bu yıl hasar olmadı, bir sonraki yıl da olmaz." düşüncesiyle poliçe yaptırmıyorlar. Bizim, mutlaka, çiftçilerimizin poliçe yapma noktasında bu seneye mahsus olmak üzere, en azından hazine tarafından karşılanan yüzde 50'lik ve yüzde 67'lik kısmının bedelinin bir yıla mahsus olmak üzere, hazine tarafından karşılanması üzerinde bir çalışma yapmamız gerektiğine inanıyorum.
Bunun haricinde, çiftçilerimizin, yine, Bakanlar Kurulu kararıyla, gerek Ziraat Bankasına gerekse de Tarım Kredi Kooperatiflerine olan borçlarının ertelenmesi mümkün olmuştur. Temennimiz odur ki, inşallah, bu çiftçilerimiz bu tür hasarlarla bir daha karşı karşıya kalmasınlar. Ama Malatya çiftçisine bir defaya mahsus olmak üzere… Belki bu, Bakanlar Kurulu kararından bu yetki alınıp kanunla da düzenlenebilir. Çünkü Bakanlar Kurulu olduğunda her yıl, bu şekilde, nerede bir hasar olduğunda Hükûmetimiz bu parayı ödüyor. Dolayısıyla "Biz tarım sigortası niye yaptıralım?" düşüncesi de oluşabiliyor. Bu tarım sigortası, TARSİM kurulmuşsa, bunun da ayakta kalması gerekiyor. Ama her hasar olduğunda hazine bu ödemeyi yaptığında ne oluyor? "Ne de olsa hasarı devlet, hazine ödüyor; niye sigorta yaptıralım?" düşüncesi de gelebiliyor.
Bu Yıla Mahsus Olmak Koşuluyla Çiftçilerimiz Desteklensin, Sigorta Bedelleri Hazine Tarafından Karşılansın
O yüzden, bir defaya mahsus olmak üzere, belki kanunla -Bakanlar Kurulu oldu mu bu iş daha rahat olur düşüncesi de oluyor- yine çiftçilerimizin bu yıla mahsus olmak üzere belli miktarda desteklenmesi gerektiğine inanıyorum ve bu olmazsa bile -olmasını özellikle takip ediyoruz, talep ediyoruz- akabinde de mutlaka sigorta bedellerinin hazine tarafından karşılanmasını talep ediyoruz.
Şunu belirtelim: Tarımda bizim geldiğimiz yer çok aşikârdır. Eskiden de tarım sigortası yoktu, şimdi AK PARTİ hükûmetleri zamanında geldi. Eskiden de don olayları oldu, ilk defa 2010 yılında AK PARTİ Hükûmeti tarafından bunlar ödendi. Dolayısıyla AK PARTİ'nin ve Başbakanımızın çiftçilerimize karşı kayıtsız olduğunu söylemek yersizdir.
Rahmetli Mevlüt Aslanoğlu bu Mecliste yapıcı muhalefetiyle, objektif kriterleriyle hakikaten her birimizin yanında, Hükûmetimizin üyelerinin yanında da ayrı bir yeri olan Milletvekilimizdi. Bu vesileyle o da, o günkü şartlarda, tabii ki, bu sorunları dile getirmiştir. Bugün onu da ayrıca rahmetle, şükranla anıyorum, mekânı cennet olsun diyorum. Hakikaten ben şahsen bir AK PARTİ'li Milletvekili olarak Mevlüt Aslanoğlu'nun boşluğunu hâle yüreğimde hissediyorum.







YORUMLAR