KIRIM SÜRGÜNÜNÜN 70'İNCİ YILI
Süleyman Solmazgül, ''18 Mayıs 1944 Kırım Sürgünü'nün 70. yıldönümü'' nedeniyle yazılı bir açıklama yaptı.
18 Mayıs 2014 - 16:13 - Güncelleme: 18 Mayıs 2014 - 16:25
Süleyman Solmazgül, ''18 Mayıs 1944 Kırım Sürgünü'nün 70. yıldönümü'' nedeniyle yazılı bir açıklama yaptı.
Dünya tarihinin önemli kesitlerini oluşturan Türk milletinin, bir ‘medeniyet tasavvuru’ ile anayurdu olan Ortaasya’dan ayrıldığı günlerden bu yana, ‘insanlık haramilerinin’, sinsi ve hoyrat tuzaklarıyla karşı karşıya kaldığını ifade eden Solmazgül; açıklamasında “ Dünya ve insanlık medeniyetine içinden çıkardığı değerlerle katkı yapan Türk milletini, bu ‘farklılığından’ dolayı çekemeyen kavimler; emperyalist güçler O’nun önüne her daim set çekmeye çalışarak vahşiyane zulümler yapmışlardır. 21. asırda Türkler, dünyanın her tarafında, Doğu Türkistan’da, Balkanlarda, Kafkaslar’da, Irak’ta, Kırım’da ‘insanlık dışı vahşi cinayetler ve sürgünler içerisinde bırakılmışlardır. “ şeklinde sözlere yer verdi.
Kırım Tatarlarının; 18 Mayıs 1944 gecesi ebedi vatanları Kırım’dan hoyrat, hodbin ve bin bir türlü eza ve cefa çektirmelerle katarlara ‘tıkış-tıkış’ sıkıştırılarak ölüm vadisi Sibirya ve Orta Asya çöllerine bırakıldığını hatırlatan İl Başkanı Solmazgül şunları kaydetti:
Sovyet devletinin izlediği bu sürgün politikası sonucunda, İkinci Dünya Savaşı sırasında ve sonrasında ülkede toplam olarak 3.332.580 kişinin, yaşadığı topraklardan çıkartılarak Sovyetler Birliği’nin diğer bölgelerine yerleştirildiği ve 1948-49 yıllarında bu sayının ölüm, sürgünlükten serbest bırakılma gibi sebeplerle 2.275.900 kişiye indiği belirtilmektedir.
Katarlarda, hayvanların dahi konulmayacağı yerlerde, yaklaşık bir ay süren yolculuk boyunca yüzbinlerce Kırım Türk’ünden 200 bin kadarı sürgün yolculuğu, soğuk, hastalık ve açlıktan hayatlarını kaybederek alemlerin sahibine ruhunu teslim etmiştir.
Kırım ve tüm dünya insanlığı için ‘utanç levhası’ olan bu sürgün ve sonrası yapılan vahşi katliamlar, tarihe silinmeyen kara bir leke olarak geçmiştir. Yarım asır üzerinden geçse dahi Kırım Tatarları'nın halet-i ruhiyelerinde derin travmalar bırakan bu hadisede yaralar zaman zaman kanayarak devam etmektedir.
Kırım’lı soydaşlarımızın ecdatlarından kendilerine miras kalan ebedi vatanlarından, nainsani bir şekilde sürgün edilmelerinin yıldönümünde, mazlum ve bir o kadar da mustazaf olan bu kardeşlerimizin elim dolu hatıralarını içten bir şekilde yaşıyor, Deccali zihniyet olarak doğmuş ve insanlara kahr-u perişan haller yaşatmış despot, komünist ve faşizan Rus Komünistlerini bir kez daha tel’in ediyorum.
Dünyanın her tarafından bulunan ve Anayurtlarına dönme mücadelesi vermekte olan Kırım’lıların; canları pahasına verdikleri şanlı mücadelelerinin bizim mücadalemiz olduğunun bilinmesini bir kez daha hatırlatır; tüm Kırımlı kardeşlerime Cenab-ı Mevla’dan muaffakiyetler niyaz ediyorum” Unutmadık, Unutmayacağız, Unutturmayacağız.
Kırım Tatarlarının; 18 Mayıs 1944 gecesi ebedi vatanları Kırım’dan hoyrat, hodbin ve bin bir türlü eza ve cefa çektirmelerle katarlara ‘tıkış-tıkış’ sıkıştırılarak ölüm vadisi Sibirya ve Orta Asya çöllerine bırakıldığını hatırlatan İl Başkanı Solmazgül şunları kaydetti:
Sovyet devletinin izlediği bu sürgün politikası sonucunda, İkinci Dünya Savaşı sırasında ve sonrasında ülkede toplam olarak 3.332.580 kişinin, yaşadığı topraklardan çıkartılarak Sovyetler Birliği’nin diğer bölgelerine yerleştirildiği ve 1948-49 yıllarında bu sayının ölüm, sürgünlükten serbest bırakılma gibi sebeplerle 2.275.900 kişiye indiği belirtilmektedir.
Katarlarda, hayvanların dahi konulmayacağı yerlerde, yaklaşık bir ay süren yolculuk boyunca yüzbinlerce Kırım Türk’ünden 200 bin kadarı sürgün yolculuğu, soğuk, hastalık ve açlıktan hayatlarını kaybederek alemlerin sahibine ruhunu teslim etmiştir.
Kırım ve tüm dünya insanlığı için ‘utanç levhası’ olan bu sürgün ve sonrası yapılan vahşi katliamlar, tarihe silinmeyen kara bir leke olarak geçmiştir. Yarım asır üzerinden geçse dahi Kırım Tatarları'nın halet-i ruhiyelerinde derin travmalar bırakan bu hadisede yaralar zaman zaman kanayarak devam etmektedir.
Kırım’lı soydaşlarımızın ecdatlarından kendilerine miras kalan ebedi vatanlarından, nainsani bir şekilde sürgün edilmelerinin yıldönümünde, mazlum ve bir o kadar da mustazaf olan bu kardeşlerimizin elim dolu hatıralarını içten bir şekilde yaşıyor, Deccali zihniyet olarak doğmuş ve insanlara kahr-u perişan haller yaşatmış despot, komünist ve faşizan Rus Komünistlerini bir kez daha tel’in ediyorum.
Dünyanın her tarafından bulunan ve Anayurtlarına dönme mücadelesi vermekte olan Kırım’lıların; canları pahasına verdikleri şanlı mücadelelerinin bizim mücadalemiz olduğunun bilinmesini bir kez daha hatırlatır; tüm Kırımlı kardeşlerime Cenab-ı Mevla’dan muaffakiyetler niyaz ediyorum” Unutmadık, Unutmayacağız,







YORUMLAR