Şamlıoğlu; Olayın Vehameti.‏..

Dünyada ve Ülkede neler oluyor, dıştan baktığımızda iyi kötü görüyoruz. Ama tüm bu büyük olayların altında neler yatıyor tam bilemiyoruz. Geçmiş yıllarda eğer bir kişi zengin ve güçlüyse kimse ona kolay kolay dokunamaz diye düşünüyorduk. Ama asla ve asla dokunulmaz dediğimiz kişilere öyle bir dokundular ki... Bu konuya tam değinmeden Fatih'in hocası Akşemseddin ile 2. Murat arasında geçtiği söylenen hikayeyi anlatayım...

Şamlıoğlu; Olayın Vehameti.‏..
21 Aralık 2013 - 13:47 - Güncelleme: 21 Aralık 2013 - 14:03

    Dünyada ve Ülkede neler oluyor, dıştan baktığımızda iyi kötü görüyoruz. Ama tüm bu büyük olayların altında neler yatıyor tam bilemiyoruz. Geçmiş yıllarda eğer bir kişi zengin ve güçlüyse kimse ona kolay kolay dokunamaz diye düşünüyorduk. Ama asla ve asla dokunulmaz dediğimiz kişilere öyle bir dokundular ki... Bu konuya tam değinmeden Fatih'in hocası Akşemseddin ile 2. Murat arasında geçtiği söylenen hikayeyi anlatayım...

Öğretmeni sorduğu soruyu bilemeyen Fatih'e çok kızar. Hatta zaman zaman kalbini kıracak laflarda eder. Bir gün çok sinirlenen Fatih babasına gider '' Ben Şehzadeyim, nasıl böyle davranır'' der. 2 .Murat '' Sen yarın okula git ben haddini bildiririm onun''. der

 

Sabah Fatih hocasıyla otururken 2. Murat kapıyı çalmadan dershaneye girer.  Ama tezgah kurulmuştur. Öğretmen gayet sinirli '' Bre gafil, nasıl olur da ders ortasında kapıyı çalmadan içeri girersiniz'' diye Padişaha çıkışır. 2. Murat ''Ben Padişahım her yere girerim'' deyince hoca ''Sizin Padişahlığınız  dershanede geçmez çık dışarı'' der.

Bunun üzerine 2. Murat özür diler ve gider.

Bu olayı gören Fatih, artık derslerine son derece muntazam çalışır. 2. Murat derse Fatih ile beraber çok sevdiği genç bir devşirmeyi gönderir. Eğer Fatih yanlış yaparsa öğretmenin tokat atması gerekecektir. Ama Şehzade'ye tokat atamayacağına göre onun yerine tokadı devşirmeye atar. Bu nedenle bu tür görev üstlenen devşirmelere şamar oğlanı adı verilir. Hiçbir Şehzade sevdiği bir arkadaşının dayak yemesini istemeyeceğinden çok sıkı çalışır. Mesela Kanuni Sultan Süleyman ile Pargalının arkadaşlığı çocukluk zamanından ölümüne kadardır. Ama ne var ki, Osmanlı kanun ları acımazsızdır. Bunları niye söylüyorum? Şimdi nasıl Şehzade öğretmeninden padişah bile korkuyor diye hizaya girmişse, Türkiye'de de Padişah kadar güçlü kişiler yasalar tarafından cezalandırıldı. Ve tabii bu herkese hiç kimse ayrıcalıklı olmadığını gösterdi. Eskiden ordu komutanlarının  veya milletvekillerinin hapiste olabileceğini düşünebilir miydiniz.? Veya Uzanlar kadar güçlü, Aziz Yıldırım gibi hem güçlü hem sevilen, ülke içinde ülke bir toplumun liderinin hapiste olabileceğini. Ali Ağaoğlu dahil, birçok güçlünün gözaltına alınması gibi büyük bir olayla uyandık. Aslında Ali Ağaoğlu'nun başına böyle bir olayın gelebileceğini tahmin edebiliyordum. Hem çok gösterişli hareket ediyordu, hem de orman işgali sırasında hükümetle ters düşmüştü. Eskiden böyle durumlarda göze geldi denirdi. Ama İslam'da bu kadar açık gösteriş yasak. Hatta erkekler altın takmaz, ipek giymez. Bizim Anadolu'da kapaklı sepet vardır. Ona '' zembil'' denir. Birçok kişi pazara onunla gider. Pazardan aldıklarını başkaları görmesin diye. Çünkü alamayanlar imrenebilirler. '' Zembil, sen bil kelimesinden türetilmiştir'' Yani içindekini senden başka kimse bilmesin. kadar olan . İslam'da terbiye böyledir. Bu olaylar yolsuzluk dahil, yanlış yapacak herkese ders olsun. Genelkurmay Başkanı, hatta milletvekili dahi olsanız. Ayrıca karun kadar zengin ve güçlü olsanız, ilahi adalet peşinizi bırakmayacak ve mutlaka siz veya yakınlarınız cezalandırılacaktır.

 

Aslında tüm bu olaylar bize gerçek demokrasinin ülkemize geldiğini gösteriyor. En azından yargı ile icra birbirinden bağımsız. Adaletin gerçekleşmesi için gereken hiçbir araştırmadan İçişleri Bakanı dahil kimsenin haberi yok.  Kısaca kimse önceden haber alıp delil karartma yoluna gidemiyor. Hepimiz Savcı görevinden uzaklaştırılıp bir nevi kızağa çekildiğini düşünmüştük. Öyle değilmiş. Umarım olaylar altında bir yanlışlık vardır ve tüm bu gördüklerimiz kötü bir kâbustur. Eğer bu kadar varlık içinde insanlar hala bir şeyler çalmaya çalışıyorsa, Bakanlar ve Milletvekilleri öykülerinde böylesine şerefli bir mevkide bulunmalarının gururunu taşıyacaklarsa ve bunu 3 kuruşluk çıkar için tehlikeye atıyorsa, Din kavramı,kutsal değerler birilerinin eğlencesi olmuşsa,Sözü özüyle bir olmayanların toplumda ön saflarında bulunuyorsa,bunun adını ve izahını veremeyen azınlıkların çoğunluğa taakümü oluyor.Yani o kadar çok şey var ki. İnsan şaşırıyor.Umarım bu olaylar vatana,millete fazla zarar vermeden çözüme kavuşur arzu ve dileğini taşımak istiyorum. 

YORUMLAR

  • 0 Yorum