Ayçiçek yazdı ; DERSHANE REALİTESİ !
Türkiye de son bir aydır dershaneler daha doğru bir ifade ile dershanelerin dönüşümü (kapatılması) konusu gündem oluşturuyor.
Türkiye de son bir aydır dershaneler daha doğru bir ifade ile dershanelerin dönüşümü (kapatılması) konusu gündem oluşturuyor.
Türkiye de dershaneler, resmiyette olmasa da fiiliyattaki bir boşluğun sonucudur. Oluşumunda ve yapılanmasında gecekonducu ve sistem dışı bir mantık vardır. Dershanecilik aşağı yukarı yarım asırlık ömründe bu mantığından kurtulamamıştır. Ancak sisteme dâhil olma hevesini hep taşımıştır.
Dershanecilik varlığını resmiyetten çok realiteye borçludur. Çünkü insanların öğretime dair beklentileri ile MEB’in eğitim ve öğretim şekli birbirini tamamlamıyor. İnsanların sonuç (sınav) merkezli öğretim istekleri dershanelerin varoluş ve yaşam gerekçesi olmuştur. Konuya böyle bakıldığında bu görevi dershaneler hakkıyla yerine getirmiştir.
Şimdi konumuza gelecek olursak;
Öncelikle dershane sektörünün hiç gündeme getirilmeyen ve konuşulmayan kendisine ait birkaç problemini konuşmak gerekiyor.
Dershane sektöründe çalışan kişilerin % 80’ini öğretmenler oluşturur. Peki, bu öğretmenler nasıl çalışır? Şimdi vereceğim cevaplara şaşırmayın! Haftanın altı günü, günde 10 - 11 saat şeklinde çalışırlar. Ortalama MEB’deki bir öğretmenin iki katı derse girerler. Maaş olarak MEB’deki öğretmen kadar alamazlar. Ayrıca maaşları ve SSK pirimleri ortalama 10 aydır. Öğretmenlerin SSK pirimleri asgari ücret üzerinden yatırılır…
Hemen şunu da ilave etmeliyim ki bu öğretmenlerimizin özel dersleri olmasa ekonomik olarak varlıklarını devam ettirmeleri çok güç olur. Zaten bir dershane öğretmeninin sosyal yaşantısından söz etmek çok gülünç olur!
Peki, bu öğretmenlerin hakları yok mu? Diye soracak olursanız. Hukuksal olarak hakları var ama gerçekte haklarını kurucuları belirler!
Dershane çalışanları, aynı sektörleri gibi, bir zorunluluğu yaşarlar. Genel anlamda iş hayatları ile ilgili bir memnuniyetten söz edilemez.
Dershanelerin öğretimine gelince sonuç odaklı ve ezbere dayalıdır. Bilgi olduğu gibi kabul edilir ve bu bilgiden sonuca en pratik çözüm yolu bulunur. Kalıplaşmış soru tarzlarının yine kalıplaşmış çözüm teknikleri öğretilir. Öğretim bir yarış mantığı ile yapılır. Dershane öğretiminde sorgulama, deney, gözlem vs. yöntemler kullanılmaz. Şunu da unutmamak gerekir dershaneler, eğitim ve öğretim kurumları değil, sadece öğretim kurumlarıdır…
Aslında bu kurumların reklamlarına baktığımızda başarının ne anlama geldiğini görürüz. Yine bu reklamlarda sektör içindeki adaletsiz rekabeti ve de sektörün öğretim konusundaki bakış açısını görebiliriz…
Dershanelerde öğretim gören öğrencilerinin haklarına gelince, kurum (dershane) merkezlidir. Öğrenci ile yapılan sözleşmeler de karşılıklı haklardan ziyade kurumun hakları korunmaya çalışılır…
Dershaneler, her yıl öğrenci sayılarının (ortalama) % 10 – 15 ile taksitler konusunda problem yaşarlar. Bu sorunlar mahkemeler ( icra yolu ) aracılığı ile çözümlenir.
…
Bütün bunları gündeme getirme gerekçem, bu sektöre ait birçok sıkıntının hâlihazırda olduğunu göstermektir. Çünkü konuya dershanelerin devam etmesi veya kapatılması (dönüşmesi) bağlamında bakılmaktadır. Konuya böyle bakınca olayın sorun haline gelme gerekçeleri göz ardı edilmiş oluyor.
Dershanecilik, varoluş gerekçesi, yapısı, işleyişi, çalışma şekli, öğretim tarzı olarak çağdaş bir eğitim ve öğretim kurumunun özelliklerini barındırmamaktadır. Kapatılmasına karşı çıkanlarda bu başlıklara yönelik savunu yapmamaktadır.
Aslında dershaneleri savunan kimse yok, kapatılmasına karşı çıkan birileri var. Bu konuda sesi en gür çıkanda cemaattir.
Peki, dershaneciliği nasıl savunuyorlar?
Öncelikle, dengeleyici olduğu tezini savunuyorlar. Yani doğu ile batı, özel okul ile devlet okulu vb. öğrenci farklılıklarını dershanelerin kaldırdığını savunuyorlar. Ayrıca buna fırsat eşitliği diyorlar. İkincisi öğrencilerin boş zamanlarını zararlı yerlerde geçireceği tezini savunuyorlar. Üçüncüsü, öğrencilerin dershane ile başarabileceğini ifade ediyorlar.
Peki, karşı taraf nasıl cevaplıyor?
Dershaneler, özel ve ücretli kuruluşlardır. Genel anlamda farklılıkları ortadan kaldırması ( fırsat eşitliğini sağlaması ) bu yönüyle mümkün değildir. Çünkü kaba bir ifade ile parası olanlar gider.
Öğrencilerin boş zamanlarına gelince, bu zamanları hayatta yeri olmayan ezberlerle dolduracağımıza onlara hobi kazandıralım. Spor, müzik, resim, sanat veya bilimsel bir alan ile ilgilenebilirler. Bunun için çalışmalar yapılabilir. Bu gün Avrupa ülkelerinde bu yaş öğrenci grupları profesyonel anlamda bu alanlarda kendini göstermektedir.
Dershaneler başarıyı ifade ediyor. Bu günün bakış açısıyla evet; Fakat bakış açımızı, öğretim anlayışımızı değiştirirsek tüm doğrularımız yanlış olabilir. Sınav ve sonuç merkezli bir öğretim anlayışı ortadan kalkarsa ki bu ifade ediliyor, bu savunulamaz.
Bu gün dershaneleri savunan cemaat, aslında dershaneleri değil kendi yaptığı dershaneciliği savunmaktadır. Bu ayrıntı çok önemlidir. Cemaat öncelikle şunu bilmeli ki, bu sektör kendisinden ibaret değil. Kendileri bu sektörün beşte birini oluşturuyor. Ortada dershanelerin yapı, işleyiş, mantık, hukuk vs. yönleri ile ilgili problemler vardır. Cemaat belki kendi dershanelerinde bu sorunları minimize etmiştir. Ancak, genel anlamda bu sorunlar sektörün gerçekleridir. Bu anlamda cemaatin konu hakkındaki genel savunusu da yersiz ve gerçeklerden uzaktır.







YORUMLAR