AYÇİÇEK YAZDI; SEÇMEN VE SEÇİM
Mehmet Ayçiçek; Ülkemiz seçim sürecine girdi. Birbiri ardına üç seçim yaşanacak. Yani bu seçimler, şuan ülkemizi yöneten tüm seçilmişlerin değişebilmesi demektir.
Ülkemiz seçim sürecine girdi. Birbiri ardına üç seçim yaşanacak. Yani bu seçimler, şuan ülkemizi yöneten tüm seçilmişlerin değişebilmesi demektir. Bu kadar büyük çaplı bir değişim ihtimali tüm muhalefet çevrelerini harekete geçirmiştir. Muhalefet sadece siyasi partilerden oluşsa muhtemelen normal bir süreç yaşanacak. Ancak siyasi partilerin dışındaki muhalif çevreler süreci olumsuz anlamda etkiliyor. Bu nedenle çokta normal günler yaşadığımız söylenemez.
Biz burada seçim süreci ve muhalefet ile ilgili bir şeyler paylaşmayacağız. Biz tüm tarafların üzerine politika ürettiği, şekillendirmeye çalıştığı seçmen ve seçim üzerine bir şeyler yazacağız.
Seçim, modern devlet anlayışında meşruiyetin kaynağıdır. Bizde meşruiyetin kaynağı olarak seçim, “meşrutiyet” taraftarı “Yeni Osmanlılar” ile gündeme gelmiştir. İdeolojik bir grup olan Yeni Osmanlılar, monarşiye, padişaha, vesayet anlayışına… karşı bu isteği ( seçim ) savunmuştur… Sonuç itibarı ile M. Kemal önderliğinde kurulan Yeni Türk Devleti’nin de en temel farklılığı “Cumhuriyetçilik” olmuştur.
‘’ Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir ‘’ yani yönetme hakkını millet verir ve iktidarı millet ( milli irade ) belirler demektir. Milletin belirlediği iktidar, meşru demektir…
Amacım seçim kelimesi üzerinden demagoji yapmak değildir. Bir vatandaş, yurttaş ya da birey olarak seçmen kimliğimizin yüklediği sorumluluğun farkında olmalıyız. Verdiğimiz her oy’un fanatizmden, karşıtlıktan ve taraftarlıktan daha çok anlam taşıdığını bilmeliyiz.
Oy kullanmak bir vatandaşlık görevi olmaktan çok sorumluluktur. Sorumluluk dediğimiz şey sadece oy verilecek parti veya kişinin belirlenmesindeki kriterler değildir. Asıl sorumluluk, sandıktan çıkan sonuç ne olursa olsun onu desteklemektir.
Her oylama seçim değildir. Oylamanın seçim olabilmesi için birkaç özelliği barındırıyor olması gerekmektedir. Seçim’in olmazsa olamazı sonuca ( çoğunluk ) saygıdır. İkincisi, iktidarın meşruiyet kaynağı olmalıdır. Üçüncüsü, seçilenin iktidar olmasını sağlamalıdır. Dördüncüsü, iktidarı sonlandıranda yine seçim olmalıdır. En son en önemlisi de seçilmişlerin üstünde hiçbir gücü kabul etmemektir.
Yani seçim, vatandaşın görevi gereği sandığa attığı bir tercih kağıdı değildir. Seçim, milletin sözüdür. Vatandaşın ülkesi için kararıdır.
Seçimi bu şekilde anlamlandırdıktan sonra şimdi gelelim seçmene. Adaylarda dâhil olmak üzere hepimiz bir seçmeniz. Peki, seçme kriterlerimiz nelerdir? Neye göre oy veriyoruz? Soru sayısını artırmak mümkün…
Bu sorulara verilecek cevaplar herhalde şimdi sıralayacağım maddelerden biri veya birkaçı olacaktır.
1- Ayrıştırıcı unsurlarımız ( İnancımız, mezhebimiz, etnik kimliğimiz, ideolojimiz … )
2- Kişisel çıkarlarımız ( menfaatlerimiz veya verilen vaatler … )
3- Sosyal grubumuz ( sülalemiz, aşiretimiz … )
4- Baskı unsurları ( aile, mahalle, cemaat … )
5- Medya ve anket çalışmaları
6- Partilerin çalışmaları ve programları
Şunu anlayabiliyorum seçimin özünde farklılık ve bu farklılığa saygı vardır. Ancak seçme eylemi bu mantık üzerinde şekillenmemelidir. Seçme gelecek içindir. Her seçim, geçmişin sonucu değil; geleceğin başlangıcıdır.
Şimdi sıra ikinci soruda; Peki, yukarıdaki kıstaslara göre oy vermek doğrumudur? Yani doğru kişi veya parti böyle mi seçilir?
Seçmen olarak tercihlerimiz çok basit gerekçelere dayanıyor. En vahim olanı ise tercih yaptığımız konu ile tercih kıstaslarımız arasındaki ilişkinin çok cılız olmasıdır. Beklide birileri bizim bu tercih kıstaslarımızdan nemalanıyordur. Ayrıca seçmen olarak bizlerin seçiminde bu kıstaslar birer baskı unsuru olarak kullanılmakta. Hatta birçok siyasinin söylemi ve politik tutumu takip edildiğinde görülecektir ki onlarda seçmenin bu kıstaslara göre düşünmesini istemektedir. Çünkü bunlar üzerinden politika yapmak ucuz ve bir o kadar da külfetsizdir.
Seçmen gelecek için oy verdiğini bilmelidir. Kişisel kaygılarından ve kişisel çıkar arayışlarından arınıp ilçesi, ili ve ülkesi için oy kullanmalıdır. Siyasi, etnik, dini, mezhebi vs. kaygılar ile değil, en kaliteli hizmet için kullanmalıdır. Yani seçmen pragmatik düşünmelidir. Ama ben merkezli değil biz merkezli bir pragmatizm.
Seçmen toplum mühendislerinin manipülelerini görmelidir. Tüm siyasi oyunlar seçmenin tercihini yönlendirmeye yöneliktir. Taraf olan siyasi çevreler öncelikle seçmenin ‘’ doğru ‘’ algısını yıkmak sonrada onu şekillendirmek istiyor. Seçmen tercihini tüm bu politik oyunlara kurban etmemelidir. Seçmen tercihini birilerinin politik ihtiraslarına değil, bu ülkenin geleceğine vermelidir. Seçmen, anketlere, yalan haberlere, mahalle dedikodularına, facebook bilgelerine vs. inanmak yerine kendine, vicdanına sormalıdır. Her bir oy’un geleceği inşa edeceğini unutmamalıdır.







YORUMLAR