Ecz. Çetin Torun Yazdı Bir Memleket Sevdalısı !

Hasılı hocam vurgundur memleketine. Hem öyle kuru kuruya da değil. Her karışını gezerek , koklayarak, tadarak, içine çekerek sever. Hem bunu bir de ibadet sayar. ''Kör eder Allah '' der '' şuranın kıymetini bilmezsek.''

 Ecz. Çetin Torun Yazdı Bir Memleket Sevdalısı !
28 Eylül 2013 - 00:01 - Güncelleme: 29 Eylül 2013 - 20:46

 

     -Hadi kalk dedi hocam, gidiyoruz.
    -Yine mi dağlar bizi çarıyor? Bu sefer nereye? dedim.
    -Şu bizim mağaralın fotoğraflarını çekelim son defa.  Yeni TOKİ'leri yapmak için hepsini yıkacaklarmış.Bir daha ya görürüz ya görmeyiz.

 

      Tepeye çıkıp mağaraların tek tek fotoğraflarını çektik.'' Yok muydu bu evleri yapacak başka bir yer'' diye hayıflandı.'' Sanki bu memleketin kaderi bu! ''dedi dişini sıkarak.'' Taş kışlayı yık yerine sosyal konut yap, dokuz gözü yık yerine ilkokul yap,Başpınardaki davullu pınarları yık yerine park yap.Hayır yeni yapılanlar eskilerini aratmasa içim yanmaz,zavallı Başpınarın suyunu kurutacaklardı az kalsın.''


      Ben sesimi çıkarmıyorum.Biliyorum ki bu yıkmalar,sökmeler,dağıtmalar sadece buraya mahsus değildir.Aynı serzenişi bir köydeki camiinin yazıtının -güya temiz görünsün diye- badanayla kapatılınca da duyarım,eski bir mezarın baştaşını kırık görünce de. Bilirim deli olur hocam, Örendeki Ömer Ağanın konağının yıkılıp sadece kapı kemerinin kalmasına da, Kırık Köprünün sahipsiz ve mahzun öylece bırakılmasına da...


   Hep '' hadi kalk '' der.Ve kalkar gideriz; kah Çobanuşağındaki Direklipınara ya da Sarıhacının tepesindeki Ortagaziye.Kah Keklikpınardaki ulu ceviz ağacındayızdır ya da Ancardaki yeşil kubbede.Harunuşağından Levent'e , Şuuldan Develiye, Şemşirden Hartut'a nerede bir eski yapı ,nerede içimi güzel bir su varsa oraya çekerek götürür bizi.


  Aşktır O'nun için memleketin dağını taşını gezmek. Bir okulda yöneticidir ve çok yoğun çalışır. Orada bile yarım saatlik bir boşluk buldu mu Kan Deresine çıkar, susuzda elini yüzünü yıkar, bir hava alıp tekrar döner işine.

 
  Hafta sonunu iple çeker. Mutlak kaçmalıdır bir yerlere.Uzak yakın tüm tepelerdeki ,dağlardaki, yaylalardaki çiçeklerin, ağaçların ,otların adlarını not edip fotoğtaflarını çeker.Tanımadığı bir bitki ise ona isim bile verir.Hatta bu işte o kadar ustadır kisiz bir bitki gösterin ismi mutlaka hazırdır:

- Hocam bu ne? 
-Çoban çökerten.
-Bu ?
-Yılan yastığı.
- Ya şu ?
-Tıbbi kantaron tabi ki!!

Hocamın botanikçiliğinin yanında tarihçiliği, arkeologluğu, fotoğrafçılığı aktarlığı bile vardır. Müziği unutuyordum.Keman, ud ,cümbüş çalar ve...söyler.Hem  de nasıl söyler. Hele dağa çıktığımızda sesinin en tiz yerinden bir Huma kuşu çeker ki dağ taş inler.

Ardından ben ayak veripte makamı tutturursam kesintisiz 2-3 saat söylerizyöreden yöreye.Şimdi bile bir türkü mırıldanıyor :
Çayın öte yüzünde
Ceylan oynar düzünde  
 

Hasılı hocam vurgundur memleketine. Hem öyle kuru kuruya da değil. Her karışını gezerek , koklayarak, tadarak, içine çekerek sever. Hem bunu bir de ibadet sayar. ''Kör eder Allah '' der '' şuranın kıymetini bilmezsek.''
 

YORUMLAR

  • 2 Yorum
  • Hasan Uğurlu
    12 yıl önce
    Üstad hayırlı olsun, sohbetini özlemişiz. Bir tek adını yazmamışsın ama eminim herkes Süleyman Hocam olduğunu anlamıştır. Amir Ateş İlahi Grubu(!) olarak sayın hocama saygılarımı sunuyorum:)))
  • Erol
    12 yıl önce
    Akçadağ'ın 72 köyünün tümünün tarihini,,dağını,taşını,ağacını,çiçeğini,böceğini,çamisini,tübesini,çeşmesini,yolunu,otunu,yaylasını,ovasını bilen başka biri varmıdır? acaba Sazıyla sözüyle fıkrasıyla.....!! manisiyle Akçadağı anlatan hocama ve herkese teşekkürler yazılarınızın devamını bekleriz selamlar.